Savaş İyi; Barış Kötü Algısı

Konu başlığına çok dar bir bakış açısıyla yaklaşacağımı belirterek başlayayım, üzerine çok fazla düşünmediğim için birbirinden farklı alanlarda örnekler veremeyeceğim, içerisinde bulunduğum ortamda gözlemlediğim olayları ele alacağım sadece. Konumuz; çevremizdeki tüm yönlendirmelerin savaşın iyi olduğunu; barışın ise kötü olduğunu ikna etmeye çalışması…

Bu nasıl farkettiğimi anlatarak başlayayım:

Geçen sene TUBİTAK için proje geliştirmiş ve ilk aşamayı geçmiştik, okul içerisinde oluşturulan bir ekip bize girişimcilik, yaratıcılık, pazarlama gibi konularda seminerler veriyordu. Bu seminerlerden birinde konuşmacı(öğretim görevlisi), öğrencilere hedeflerini sorduğunda bir çok öğrenci “Savunma sanayiinde çalışarak, ülkeme katkı sağlamak istiyorum.” odaklı yanıtlar veriyor, konuşmacı da “Harika, ne kadar güzel.” şeklinde onları onaylıyordu. Bu cevabın çok fazla olması dikkatimi o kadar çekmişti ki sıra bana geldiğinde “Geleceğin mühendisleri olarak, silah geliştirip savaşları daha zararlı hale getirmek yerine, savaşları ortadan kaldırıp kalıcı barış durumunu nasıl sağlarız diye neden düşünmüyoruz?” sorusunu sorduğumda sınıfta sessizlik oluşmuştu, etkili bir soru sorduğumu düşünüyordum ta ki arbede olana kadar 🙂 “Biz siyasetçi miyiz, o politikanın işi vb.” gibi ifadeler sessizce söylenmiş, konuşmacıdan tepki gelmeyince sesler artmıştı 🙂 Okumaya Devam Et

Başlangıç!

Faruk “Blog” açma fikri ile bana geldiğinde oldukça heyecanlanmış ve yazmak fırsatı bulacak olmaktan dolayı mutlu olmuştum. Neler yapabileceğimize dair fikir alışverişleri, isim üzerine konuşmalar, ekibin şekillenmesi, ekip buluşması (O zamanlar Faruk dışında hepimiz Kayseri’de okuyorduk, Burhan da buraları terk edip gitti. Ekibin buradaki birleştirici gücünü -Burhan- kaybedince bir daha görüşmek mümkün olmadığı gibi olayın heyecanı da azalarak bitti.) vs. derken sonunda ulaştığımız nokta burasıydı. Büyük umutlar ile başlayan “Blog”, hayatımın birçok tarafında olduğu gibi yine yarım kalmak akıbetine uğradı. Heyecanımı kaybetmiş olmaktan dolayı uzunca bir süre buralara da uğramadım. İlk yazım üzerine oldukça kafa yormuş ve -yine- hiçbir şey yapmadan sessizce bir şeylerin şekillenmesini beklemiştim. Sonunda olayın böyle gitmeyeceğini anlamış bulunuyorum. Başlamak için çarpıcı bir konu bulmaktan vazgeçtim ve bu olayın bir parçası olmaya karar verdim. Bundan böyle buralarda olmak için, hayatın her alanında beni saran tembellikten kurtulmak için; ama en önemlisi böylesi bir girişimin ölü doğum olarak kalmaması için bir şeyleri değiştirmek gerektiğini hissederek ilk yazımı paylaşmak istiyorum. İnternetin derinliklerinde yerini alacak olan bu yazıya ulaşacak birilerinin olacağını umarak başlıyorum. Okumaya Devam Et