Savaş İyi; Barış Kötü Algısı

Konu başlığına çok dar bir bakış açısıyla yaklaşacağımı belirterek başlayayım, üzerine çok fazla düşünmediğim için birbirinden farklı alanlarda örnekler veremeyeceğim, içerisinde bulunduğum ortamda gözlemlediğim olayları ele alacağım sadece. Konumuz; çevremizdeki tüm yönlendirmelerin savaşın iyi olduğunu; barışın ise kötü olduğunu ikna etmeye çalışması…

Bunu nasıl farkettiğimi anlatarak başlayayım:

Geçen sene TUBİTAK için proje geliştirmiş ve ilk aşamayı geçmiştik, okul içerisinde oluşturulan bir ekip bize girişimcilik, yaratıcılık, pazarlama gibi konularda seminerler veriyordu. Bu seminerlerden birinde konuşmacı(öğretim görevlisi), öğrencilere hedeflerini sorduğunda bir çok öğrenci “Savunma sanayiinde çalışarak, ülkeme katkı sağlamak istiyorum.” odaklı yanıtlar veriyor, konuşmacı da “Harika, ne kadar güzel.” şeklinde onları onaylıyordu. Bu cevabın çok fazla olması dikkatimi o kadar çekmişti ki sıra bana geldiğinde “Geleceğin mühendisleri olarak, silah geliştirip savaşları daha zararlı hale getirmek yerine, savaşları ortadan kaldırıp kalıcı barış durumunu nasıl sağlarız diye neden düşünmüyoruz?” sorusunu sorduğumda sınıfta sessizlik oluşmuştu, etkili bir soru sorduğumu düşünüyordum ta ki arbede olana kadar 🙂 “Biz siyasetçi miyiz, o politikanın işi vb.” gibi ifadeler sessizce söylenmiş, konuşmacıdan tepki gelmeyince sesler artmıştı 🙂 Okumaya Devam Et

Piri Reis’in Uzaya Giden Gemisi…

Sunay AKIN’ın Ay Hırsızı kitabını okuyun tavsiyesiyle başlamak istiyorum, o kadar güzel hikayeler var ki; iki farklı olayın nasıl aynı kaderi paylaştığını okuyunca şaşırıp sürükleniyorsunuz farkında olmadan…

Piri Reis’in Haritasının Şifresi!..

Topkapı Sarayı’nı müzeye dönüştürme çalışmalarının yoğun bir şekilde devam ettiği 1929 yılında, Ethem Eldem, Harem Dairesi’ne geçerken, bekçiler ve birkaç işçi yemek yedikleri masaya davet ederler, müze müdürünü. Ethem Eldem, tam teşekkür ederek uzaklaşmaktadır ki, gözü masaya serilen ve üstünde yiyeceklerin bulunduğu beze takılır. Birkaç adım atıp dikkatlice baktığında, gördüklerine inanamaz. Bu bir haritadır!… Şaşkınlık ve kızgınlıkla bağırır: ”Kaldırın derhal yiyecekleri…” İşte, Piri Reis’in ünlü haritası böyle bulunur!

Piri Reis’in Amerika haritası resimler ve ”tahin helvası yağı”yla doludur! Elimizde bulunan, haritanın beşte birlik kısmıdır. Ünlü haritanın beşte dördü kayıptır. Hepimiz görmüşüzdür; bizde geçici olarak kurulan sofralarda, üstünde ekmeğin, peynirin, domatesin, helvanın yenildiği bez ya da kâğıt yemek sonrası atıklarla birlikte bohça yapılarak Okumaya Devam Et

“Into The Wild” – Sınır Kapısından Atlayamadık (Karadeniz Gezisi)

29 Ağustos Salı günü için Sivas – Batum otobüs bileti almıştık, ilk defa yurt dışına çıkacaktık, benim heyecanım yurt dışına çıkmaktan çok sınır kapısının atmosferinden kaynaklanıyordu 🙂 Filmlerdeki gibi hayal ediyordum, çöl falan askerler var (hiç alakası yokmuş) 😀  Her neyse, 17 saatlik bir yolculuktan sonra Çarşamba günü sabah 6.30 gibi sınır kapısına vardık, çok az bir kalabalık vardı, işlemler için içeri girdik ancak hüzünlü son 🙁 tatil başlamadan bitmişti, izin vermediler. Türkiye’deki OHAL sebebiyle yeşil pasaportu olan birey, kimlik ile giriş yapacak olsa dahi bağlı olduğu kurumdan izin almak zorundaymış… Elbette çıktıktan sonra sövüşler, sayışlar 😀

Nidek, hadi Karadeniz’i gezek!

Bindik dolmuşa, en yakın doğa güzelliğine gitmek için otostop çekebileceğimiz ideal bir yolda indik. Okumaya Devam Et

“Efendisiz Halklar – Bir Anarşi Antropolojisi”

Bu sene okuduğum, çoğu zaman sıkıcı olduğu için fazla vaktimi alan ama bitişe doğru biraz daha beklentimi karşılayan bir kitabın beğendiğim kısımlarını paylaşacağım. Öncesinde kitap hakkında konuşmak istiyorum.

Kitabı “Anarşist Felsefe” hakkında bilgim olması için sözlüklerdeki tavsiyelere bakarak almıştım, anarşizm üzerine teorik dayanaklar ve toplumsal örnekler okuyacağımı düşünmüştüm; ancak kitabın çoğunda “Avcı Toplayıcılar Arasında Anarşi”, “Anarşist Bahçıvanlar” gibi alt başlıklara sahip olan temel başlıklar içerisinde ilkel toplulukların yaşam biçimi anlatılmış, ardından bu yaşam biçiminin anarşizme yakın olan tarafı ele alınmış. Daha önce adını, varlığını bilmediğimiz bir toplumun pek de ilgi çekmeyen yaşam biçimini okumak biraz sıkıcı oluyor, ancak elbette yeni şeyler öğreniyorsunuz. “Modern Dünyada Anarşi” başlığını okuduktan sonra kitap eğlenceli olmaya başlıyor -yani benim için öyle-, beklentilerimi kısmen karşılar hale geliyor. Belki de kitabın içeriğinin neden böyle olduğunu yıllar sonra başka kitapları da okuduktan sonra anlayacağım 🙂

20170818_233212

Altını çizdiğim kısımlara göz atmak isterseniz Okumaya Devam Et

“Into The Wild” Türkiye – İzmir

16.06.16

Ilıca sahilinde uyandık. Alaçatı’ya yürüdük, buradaki sokaklar ve evlerin yapısı estetik, göze hitap ediyor. Burada biraz vakit geçirdikten sonra çantaların tamiri ve dinlenme için Bornova’ya geçtik.

Alaçatı için Notlar:

  • İşletmeler olması gerkekenden çok daha pahalı. Bunun sebebi kira ve vergi gibi giderlerin fazla olması olabilir. Bu sebeple yiyecek ihtiyacı için yanınıza bir şeyler almanız daha iyi olacaktır.
  • Sanırım estetik görüntüyü bozmamak için işletme camlarına fiyat içeren herhangi bir yazı yazmamışlar, ben iyi niyetli düşündüğüm için bunu görüntü kirliliği ile bağdaştırıyorum ancak böyle değilse muhtemelen pahalı 🙂 İşletmelerin çoğu da küresel marka olan işletmelerdi.

17.06.16

Kalemlik Kamp Alanı için hazırlık yapmıştık ancak, telefon ile yetkili kişiye ulaştığımızda bizlere söylediği fiyat tablosunun abartılmış olması, Okumaya Devam Et